Karaman Barosu Meslekten Çıkarma Cezaları
468*60

Meslekten Çıkarma Cezaları

29 Mayıs 2010 | | Disiplin | Meslekten Çıkarma Cezaları için yorumlar kapalı

Meslekten Çıkarma Cezaları hakkında Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Kararı Örnekleri:

Tarih – Esas No – Karar No Konu
T. 13.01.2007
E. 2006/448
K. 2007/22
 * Disiplin suçlarında tekerrür hali
* Tekerrür için eylem tarihinin değil, kesinleşme tarihinin esas alınması
(765 sayılı TCK m. 81; 5237 sayılı TCK m. 58; Av. K. m. 136/2, 157/7, 158/2, 160/2-3)
 
İstanbul Barosu Disiplin Kurulu’nun bir yıl süre ile işten çıkarma cezası verilmesine ilişkin 11.11.2005 gün ve 2005/… sayılı kararına şikayetli avukat İ.D.’nin itirazı üzerine, kurulumuzun 07.10.2006 gün ve 2006/… karar sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verilmiş, ancak sözü edilen kararımız Adalet Bakanlığı’nın 14.12.2006 gün ve (25649) sayılı işlemi ile onaylanmayarak bir daha görüşülmek üzere dosyasıyla birlikte geri gönderilmiştir.
Adalet Bakanlığı’nın geri gönderme yazısında özetle, “müştekinin şikayet edilen avukat İ.D.’nin alacağını tahsil etmek üzere vekilliğini üstlenip, bu iş için masraf ve ücreti vekalet aldığı halde herhangi bir işlem yapmadığı gibi aldığı parayı da iade etmediği yönündeki iddiasına ilişkin olar Beyoğlu 7. Noterliğinin 19.09.2001 tarih ve 37470 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile Garanti Bankası’nın 19.09.2001 tarihli dekontunu ibraz etmesi karşısında şikayet edilen avukatın müştekinin iddiasının aksine bir delil ibraz etmediği nazara alındığından, şikayet edilen avukatın eyleminin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34 ve Meslek Kuralları’nın 3 .maddelerine aykırılık teşkil ettiği ve anılan Kanunun 134. maddesi uyarınca da disiplin cezasını gerektirdiği, ancak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 136/2 maddesinde beş yıllık bir dönem içinde iki veya daha fazla disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan avukata her yeni suç için bir öncekinden daha ağır cezanın uygulanacağının hükme bağlanması karşısında Baro Disiplin Kurulunca şikayet edilen avukatın sicilinde bulunan cezaların eylem tarihleri ve kesinleşme tarihleri belirlenerek tekerrüre esas cezasının saptanması ve sonucuna göre ceza tayin edilmesi gerekirken, şikayet edilen avukatın sicilinde bulunan cezaların karar tarihleri nazara alınarak tekerrür hükmünün uygulanmasının yerinde bulunmadığı anlaşıldığı cihetle, Birliğiniz Disiplin Kurulunda yapılan değerlendirme ve verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.” gerekçesine dayanmaktadır.

Adalet Bakanlığı’nın geri gönderme yazısı ile birlikte disiplin dosyası bir kez daha incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
Şikayetli avukatın eyleminin disiplin suçu oluşturduğu yönündeki İstanbul Barosu Disiplin Kurulu ve kurulumuzun hukuksal değerlendirmelerinde yasaya aykırılık bulunmadığı, Adalet Bakanlığınca da kabul edilmektedir.
Şikayetli avukatın sicil dosyasının incelenmesinde; şikayetli avukatın 22.05.2001 gün ve 2001/… sayılı kararla uyarma cezası, 14.05.2002 gün ve 2002/… sayılı kararla kınama, 11.06.2002 gün ve 2002/… sayılı kararla 200.000.000.000 TL para cezası, 09.12.2003 gün ve 2003/… sayılı kararla 89.000.000.000 TL para cezası, 14.09.2004 gün ve 2004/… sayılı kararla 139.000.000.000 TL para cezası, 14.09.2004 gün ve 2004/… sayılı kararla altı ay süre ile işten çıkarma cezası, 23.11.2004 gün ve 2004/… sayılı kararla altı ay süre ile işten çıkarma cezası, 27.09.2005 gün ve 2003/… sayılı kararla üç yıl süre ile işten çıkarma cezasının bulunduğu ve bu karların kesinleştiği, 11.11.2005 gün ve 2004/… sayılı kararla bir yıl süre ile işten çıkarma cezası, 13.07.2006 gün ve 2005/… sayılı kararla meslekten çıkarma cezası bulunduğu ve bu kararların kesinleşmediği görülmüştür.
Şikayetli avukatın azledildiği 18.07.2003, ihtarname ile hesap verilmesinin istendiği 31.10.2003 ve şikayet edildiği 14.12.2003 tarihleri göz önünde bulundurulduğunda, 14.12.2003 tarihi itibariyle disiplin sicilinde tekerrüre esas kesinleşmiş uyarma, kınama ve para cezasının bulunduğu tartışmasızdır.
Avukatlık Yasası 136/2, “Beş yıllık bir dönem içinde iki veya daha çok defa disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan avukata her yeni suç için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanır.”, 160/2, “Meslekten çıkarma ve işten çıkarma cezalarında başka bir disiplin cezası verilen avukatlar, uyarma, kınama ve para cezalarının uygulanmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra disiplin kuruluna başvurarak bu disiplin sicillerinin silinmesini isteyebilir. İlgilinin yukarıdaki fıkrada yazılı süre içinde disiplin cezası almamış olması halinde, disiplin cezasının silinmesine karar verilin ve sicil dosyasındaki disiplin bölüme çıkartılarak yenisi düzenlenir.” hükümlerini amirdir.
Şikayetli avukatın ilk eylem tarihinden beş yıl geriye gidildiğinde, 12.12.1999 tarihinden sonraki dönemde uyarma, kınama ve iki adet para cezası aldığı ve Avukatlık Yasası’nın 160/2-3 maddeleri uyarınca sicilin silinmesinin mümkün olmadığı tartışmasızdır.
765 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 81. maddesi, “Bir kimse beş seneden ziyade müddetle bir mahkumiyete uğradıktan sonra cezasını çektiği veya ceza düştüğü tarihten itibaren on sene ve diğer cezalarda beş sene içinde başka bir suç daha işlerse yeni suça verilecek ceza altıda bire kadar artırılır.”, 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 58. maddesi “Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır.” hükümlerini amirdir.
Barolar ve Türkiye Barolar Birliği temel insan hakları güvencesi olmasından ötürü Avukatlık Yasası’nda bulunmayan hususlarda, CMK ve TCK kurallarının uygulanmasına bu güne kadar önem vermiş ve vermeye de devam edecektir. Yukarıda anılan TCK hükümlerinde tekerrür için “kesinleşme tarihi” belirtilmiş, “eylem tarihi” hiçbir şekilde gözönünde bulundurulmamıştır. Yasa koyucunun amacı açıktır. Amaç, faili yeni bir suç işlememeye özendirmedir. Suç işlenirse fail daha ağır ceza alarak sonuçlarına katlanacaktır.
Nitekim, Avukatlık Yasası’nın 160/2-3 maddesi de bu amaca yönelik olup, disiplin cezasının kesinleşmesinden itibaren geçecek beş yıllık dönemde suç işlenmesi halinde, iade-i itibar mümkün değildir.
Avukatlık Yasası’nın 158/2. maddesinin, Barolar ve Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun, “disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkeleri göz önünde tutarlar.” hükmü uyarınca, avukatlık onurunun, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarının meslek itibarının korunması hususunda takdir hakları bulunduğu ve eylemin ağırlığına göre ceza tayin hakkı bulunduğu da gözardı edilmemelidir.
Şikayetli avukatın disiplin sicilindeki cezalar, Avukatlık Yasası’nın 136/2 maddesi hükmü uyarınca tekerrüre esas olduğu ve eylemin ağırlığı karşısında, Adalet Bakanlığı’nın geri gönderme gerekçesi yerinde bulunmamış ve önceki kararımızda ISRAR gerekmiştir.
Sonuç olarak; açıklanan nedenlerle, Adalet Bakanlığı’nın 14.12.2006 tarih ve 25649 sayılı geri gönderme yazısında belirtilen gerekçelere uyulmamasına, kurulumuzun 07.10.2006 gün ve 2006/… sayılı kararının aynen kabulüne, sonucun Avukatlık Yasası’nın 157/7 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı’na bildirilmesine katılanların oybirliği ile karar verildi.


Tarih – Esas No – Karar No Konu
T. 11.11.2005
E. 2005/276
K. 2005/368

 * Levhasında yazılı bulunulan baro bölgesinin dışında sürekli avukatlık
(1136 sayılı Av. K. m. 67, 136/son) 
 

Şikayetli avukat hakkında, “Tekirdağ Barosu’na kayıtlı bulunmasına rağmen, Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesi, İncirlipınar Mahallesi adresinde, …….. Hukuk Bürosu adı altında avukatlık bürosu açtığı, Gazikent vergi dairesine müracaatla vergi numarası aldığı ve dava almak suretiyle avukatlığa başladığı” iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülmüş ve önceki işten çıkarma cezaları da nazara alınmak suretiyle şikayetlinin meslekten çıkarılma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Dosyada bulunan belgeler incelendiğinde şikayetli avukat hakkında Tekirdağ Barosu Disiplin Kurulunun 1999/….. Esas sayılı kovuşturma dosyasında 18/07/2001 tarihinde tedbiren işten yasaklama kararı verildiği ve bu kararın 07.04.2004’te kaldırıldığı görülmüştür.
Şikayetli avukat hakkında tedbiren işten yasaklama kararı devam etmekte iken 01.02.2004’te Çerkezköy Vergi Dairesi nezdindeki bürosunu kapatarak, aynı tarihte Gaziantep Gazikent vergi dairesi nezdinde ve yukarıda belirtilen adreste avukatlık faaliyetine başladığı, vergi dairelerinden alınan yazılardan ve dosya içindeki diğer delillerden anlaşılmaktadır.
Şikayetli avukatın, aynı dönem içinde Tekirdağ Barosu’nun, Gaziantep Barosu’na naklinde sakınca olduğunu bildirmesine rağmen Gaziantep’te avukatlık faaliyetini sürdürdüğü, Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/…… Esas sayılı davasını davacı vekili sıfatı ile açtığı, 24.02.2005 tarihli duruşmada davacı vekili olarak hazır bulunduğu, bu davaya ilişkin dilekçelerinde de adres olarak Gaziantep’deki adresi gösterdiği tespit edilmiştir.
“Avukatlığın sürekli olarak başka bölgede yapılması” başlığı altındaki 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 67. maddesi, “Bir avukat, levhasında yazılı bulunduğu baro bölgesi dışında sürekli olarak avukatlık eder veya disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunursa, o yer barosu yönetim kurulu tarafından bu konuda düzenlenecek tutanak, gereken işlem yapılmak üzere , avukatın levhasında yazılı olduğu baroya gönderilir.” hükmünü içermektedir.
Şikayetli avukat, Tekirdağ Barosu’nda kayıtlı üye olmasına rağmen, Gaziantep’te büro tutarak ve dava açmak suretiyle Gaziantep’te sürekli olarak avukatlık yaptığı, dosyadaki bilgi ve belgeler ile şikayetli avukatın savunmalarından anlaşılmıştır.
Böylece, şikayetli avukatın eylemi, 1136 Sayılı Avukatlık Yasası’nın 67. maddesindeki “levhasında yazılı bulunduğu baro bölgesinin dışında sürekli avukatlık” yapmak olup, eylem disiplin suçunu oluşturmaktadır.
Şikayetlinin disiplin kovuşturmasına konu eyleminin tarihi, en lehine ve eski tarih olarak vergi kaydının başlangıcı olan 01.02.2004 tarihi kabul edilse bile, disiplin sicilinde bu tarihten önce kesinleşmiş üç adet 3 ay süreli işten yasaklama, bir adet 6 ay süreli işten yasaklama cezası bulunduğu anlaşılmıştır.

Bu nedenlerle Baro Disiplin Kurulunun, şikayetlinin eyleminin disiplin suçunu oluşturduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 136/son maddesi uyarınca ceza belirlemesinde hukuka aykırılık görülmemiş, kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak, Tekirdağ Barosu Disiplin Kurulunun, şikayetli avukat hakkında “meslekten çıkarma cezası verilmesine” ilişkin kararının onanmasına oybirliği ile karar verildi.


Tarih – Esas No – Karar No Konu
T. 07.07.2006
E. 2006/226
K. 2006/270
 * Avukatlık görevini kötüye kullanmak
* Hapis hakkı
(Av. K. m. 34, 134, 136/3, 154, 166/1; TBB Meslek Kuralları m. 42, 43) 
 

Şikayetli avukat hakkında S.S. Kuşadası A…Yapı Kooperatifi ile ilgili ihtilaflar nedeniyle kooperatif yönetimi hakkında ceza davası açmadığı, açılmış davalara girmediği, para almasına karşın menfi tespit ve istirdat davalarını açmadığı ve bu sebeple Avukatlık Yasası’nın 34 ve 134 üncü ve TBB Meslek Kuralları’nın 42 ve 43 üncü maddelerine aykırı davrandığı iddiasıyla açılan disiplin kovuşturması sonucu, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikayetli avukat, Kuşadası S.S. A….. Yapı Kooperatifi ile şikayetçi arasındaki sorunların çözümlenmesi ve kooperatif yönetiminin denetim altına alınması için yazılı ücret sözleşmesi yaparak vekalet üstlendiğini, Kuşadası İcra Müdürlüğü’ndeki takip konusu borçları ödemek için bir miktar para aldığını, ancak miktarını hatırlamadığını, açılacak davalara harcanmak üzere Av. V.S.’tan 300.000.000,00 TL para ve 1.500,00 Alman Markı aldığını, ancak devam etmekte olan menfi tespit davası sonuçlanmadığından uhdesinde tuttuğunu, takip ettiği işler nedeniyle ücreti vekalet alacağı olduğunu, hapis hakkını kullandığını ve bu sebeple üzerindeki parayı iade etmeyi düşünmediğini bildirmiş, suçsuz olduğunu savunmuştur.

Şikayetli avukat hakkında Aydın 1 inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2004/252 Esas’ta “avukatlık görevini kötüye kullanmak” iddiasıyla açılan kamu davası, mahkemenin 13.10.2005 gün ve 2005/474 Karar numaralı kararı ile mahkumiyetle sonuçlanmış, karar 31.01.2006 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

İncelenen karar gerekçesinden şikayetli avukatın, “Yapılan yargılama ve toplanan deliller sonucunda sanığın müdahilin Kuşadası A…. Yapı Kooperatifi ile ilgili ihtilaflar nedeniyle ceza davası açmak için vekalet sözleşmesi yaparak 100.000.000,00 TL ücret aldığı halde dava açmadığı ve açılmış 1996/657 Esas sayılı davaya katılmadığını, kooperatifçe müdahil aleyhine icra takipleri başlatılması üzerine teminatları yatırıp menfi tespit ve istirdat davaları açmak üzere müdahilin önceki vekilinden ve gerekse arkadaşlarından önceki paraya ilaveten (TL karşılığı 2.802.800.000 lira olan) 4.400,00 mark, 1.500,00 mark ve 350 milyon lira para aldığı, aldığı paraların 1.940.050.000,00 lirasını açılan icra takipleri teminatı ve menfi tespit dosyasının harç ve masrafı olarak sarf ettiği, ancak istirdat davası açmadığı için kendisine bu davanın masrafları olarak verilen 1.212.750.000,00 TL ile 1.500,00 mark paranın haksız olarak sanık üzerinde kaldığı, sanığın sarf ettiği meblağ dışında kalan parayı istemesine rağmen müdahile iade etmediği, böylece görevini kötüye kullandığı”nın bildirildiği görülmektedir.

Şikayetli avukat hapis hakkını kullandığını savunmuş ise de; Avukatlık Yasası’nın 166/1 inci maddesi uyarınca hapis hakkının kullanımı için yazılı bir bildirim yapıldığı belgelendirilmediğinden geçerli görülmemiştir. Zira hapis hakkının kullanılması ancak, bu hakkın hangi işten dolayı ve ne miktarda kullanıldığı hususunun yazılı olarak müvekkile duyurulması ile mümkün olabilir. Disiplin dosyasında bu hususta şikayetçiye bildirim yapıldığına ilişkin belge bulunmamakta olduğu gibi, talebe rağmen de hesap verilmemiştir.

Avukat mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve meslek itibarını zedeleyecek her türlü davranıştan kaçınmak suretiyle yapmak zorundadır.

Şikayetli avukatın eylemi kesinleşen mahkeme kararı ile de saptanmış olduğundan eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu kararında hukuksal isabetsizlik görülmemiş ve kararda suç tarihi olarak 25.08.2003 tarihi belirtilmiş ve Şikayetlinin disiplin sicilinde 05.08.1999 tarihinde kesinleşen iki yıl süre ile işten çıkarma cezası mevcut olduğundan, Avukatlık Yasası’nın 136/3 maddesi uyarınca tayin edilen meslekten çıkarma cezasının onanması gerekmiştir.

Sonuç olarak, şikayetli avukat T.H.’nin itirazının reddine, Aydın Barosu Disiplin Kurulu’nun meslekten çıkarma cezası verilmesine ve Avukatlık Yasası’nın 154 üncü maddesi uyarında işten yasaklamasına ilişkin kararın onanmasına oybirliği ile karar verildi.

Etiketler: , ,



Yorum yapma kapalı.



Tasarim: Sosyetiq. Turkce Duzenleme Wptema

Telif: © 2010 Karaman Barosu

SON YAZILAR (RSS) ve Yeni Yorumlar (RSS).